çekip gitmişiz

aslında burdan haberdar olabilirsiniz, çok uzakta değilim. Bir adım var:

http://saklasinicinde.tumblr.com/ask

Kim ‘karalamak gayesi ile’ bir müslümana bir iftira ederse Allah o kimseyi bu söylediği sözler ‘in vebâlin’den ‘tamamen temize’ çıkıncaya kadar cehennem köprüsü ‘sırat’ üzerinde bekletir.” (Ebu Davud, Edeb, 36)

Defter sevdamızı özetlemiş, yapmış. 

Boş bir defter kadar umut verici kaç nesne vardır dünyada. İstediğimiz gibi dolduracağımız bir defterden daha yakın kaç dost. Ne söylesek can kulağıyla dinleyecektir beyaz sayfalar. Ne yazsak tekzip etmeyecek, biz anlatırken dinlermiş gibi yapıp o esnada kendi söyleyeceklerini düşünmeyecektir. Söyleyeceği bir şey yoktur çünkü defterlerin. Söyleyeceği çok şey vardır defterlerin.

http://www.zaman.com.tr/ali-ural/defterlerimizde-yazan_2191385.html

TV, gazete ve twitterı kapatıp kendinize 11 dakika ayırın.


“Doktorunuza güvenin ve verdiği ilacı sessizce ve sakince için; çünkü size sert ve haşin de gelse, onun elleri ‘görülmeyen’in şefkatli elleri tarafından yönlendirilir…”

Ey kavmim…

Bu yazı, sanırım bu güne kadar bana en sert gelen yazı.

Ey kavmim… 


Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin

Dönüp de bakmazsın ölülerine.

Lut kavminden de değilsin sen, hazdan olmayacak mahvın.

Acıyla karıldı harcın ama acıya da yabancısın.

Ağıtları sen yakarsın ama kendi kulakların duymaz kendi ağıdını…

Bir koyun sürüsünden çalar gibi çalarlar insanlarını ve sen bir koyun sürüsü gibi bakarsın

çalınanlarına.

Tanrıya yakarır ama firavunlara taparsın.

Musa Kızıldeniz’i açsa önünde, sen o denizden geçmezsin.

Ey kavmim…

Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.

Korkarsın kendinden olmayan herkesten. Ve sen kendinden bile korkarsın.

Hazreti İbrahim olsan, sana gönderilen kurbanı sen pazarda satarsın.

Hazreti İsa’yı gözünün önünde çarmıha gerseler, sen başka şeylere ağlarsın.

Gündüzleri Maria Magdalena’yi orospu diye taşlar, geceleri koynuna girmeye çabalarsın.

Zebur’u, Tevrat’ı, İncil’i, Kur’ân’ı bilirsin.

Hazreti Davud için üzülür ama Golyat’ı tutarsın.

Ey kavmim…

Sen ki peygamberlerinin dediklerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.

Dönüp de bakmazsın ölülerine. Lut kavminden de değilsin hazdan olmayacak mahvın. Ama sen

kendi acına da yabancısın.

Kadınların siyah giyer, kederle solar tenleri ama onları görmezsin.

Her kuytulukta bir çocuğun vurulur, aldırmazsın.

Merhamet dilenir, şefkat dilenir, para dilenirsin.

Ve nefret edersin dilencilerden.

Utancı bilir ama utanmazsın.

Tanrıya inanır ama firavunlara taparsın.

Bütün seslerin arasında yalnızca kırbaç sesini dinlersin sen.

Ey kavmim…

Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.

Sana yapılmadıkça işkenceye karşı çıkmazsın.

Senin bedenine dokunmadıkça hiçbir acıyı duymazsın.

Örümcek olsan Hazreti Muhammed’in saklandığı mağaraya bir ağ örmezsin.

Her koyun gibi kendi bacağından asılır, her koyun gibi tek başına melersin.

Hazreti Hüseyin’in kellesini vurmaz ama vuranı alkışlarsın.

Muaviye’ye kızar ama ayaklanmazsın.

Hazreti Ömer’i bıçaklayan ele sen bıçak olursun.

Ey kavmim…

Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.

Ölülerine dönüp de bakmazsın. Lut kavminden de değilsin hazdan olmayacak mahvın.

Ama arkana baktığın için taş kesileceksin.

Ve sen kendine bile ağlamayacaksın.

Komşun aç yatarken sen tok olmaktan haya etmezsin.

Musa önünde Kızıldeniz’i açsa o denizden geçemezsin.

Tanrıya inanır ama firavunlara taparsın.

Ey kavmim…

Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.

Ey Kavmim! (6 Haziran 1996 / Yeniyüzyıl) - Ahmet Altan

telvih:

Nezih Uzel - Gönlümüz Her An Sendedir Ya Rab

Tekke musikisinin son temsilcilerinden biriydi Nezih Uzel üstadımız. Bendirzen ve kudümzen olmasının yanında, çok değerli bir mütefekkirdi merhum. Örneğin, Edward Said’in Oryantalizm’ini Türkçe’ye çevirmiştir. Bilhassa Alexander Benningsen’den çevirdiği Stepte Ezan Sesleri, Moskof mezalimi altındaki Türkler’in yakın tarihini anlatması bakımından önemlidir. 

Oldukça güzel deneme kitapları da vardır. Mesela Her Dem Yeniden kitabında şöyle der mübarek:

Bir gün gelecek; bu tüyler ürpertici madde dünyası, hatalarını anlayacak ve insanoğlunun yer yüzünde nefes alabilmesi için mutlaka bir maneviyat penceresine gerek duyacaktır. Bu pencereleri şimdiden açık tutmalı. Her çareye baş vurmalı ve bazı şeyleri korumalı. Ruhların kirlenmesine karşı da tedbir alınmalı.

Kendisi ile ilgili şöyle bir anım olmuştu:

Konya ziyaretimin son günlerinde, Rampalı Yokuş’taki meşhur sahaflara gitmiştim. Orada bir derviş ile tanışmıştım ve bana 4 tane Nezih Uzel kitabı hediye etmişti. Üstadı anlatırken gözleri doluyordu mübareğin. 'Ah Nezih Ah' nidaları hala kulağımdadır. Çok büyük bir sır ehli olduğunu söylüyordu Nezih Abi’nin. Dostluğa bakış açısı tıpkı merhum Fethi Gemuhluoğlu gibiydi.

Bendir ustası idi rahmetli. Onun tekâmülü de tıpkı bendir gibiydi. Bendir yapılırken, tok ve net ses çıkarması için, ceylan derisinin altına mum ışığı tutulup ısıtılır. Eğer mum fazla yaklaştırılırsa, deri yırtılabilir. İşte, Nezih Uzel’in insan tasavvuru da böyleydi. İnsan, mutedil bir seyrengize agâh olmalıydı. İfrad ve tefrid mengenesine sıkışmadan, varlığını irfan ve sadelik üzerine inşa etmeliydi.

Filhâkika; tenhanın hüznünü temaşanın cümbüşüne tercih ederdi merhum.

Tasavvufi görüşünü, ehl-i sünnet virdine sâdakat gösteren ehl-i urefâdan aldığı ilhamla tesis etmişti Nezih Uzel. Günümüzde sıklıkla gördüğümüz şeriatsız tarikat anlayışına şiddetle karşı çıkardı. Bu yüzden 'şeriatta yasak olan tarikatta küfürdür, şeriatta küfür olan tarikatta cinayettir" demiştir.

Videoda, Abdülehâd Nuri Sivasi Hazretleri’nin beyitlerini o berrak ve davudi sesiyle icra etmiştir merhum. Bu vesileyle gönlümüze bir lâhza sekinet sunmuş ve Cenab-ı Mevla’nın rahmetine düçâr olsun deyu, aminlere müştak olmuştur.

Aşkı aradım, bende bulmadım
Muttali oldum, sendedir Ya Rab

İbrahim.

Uzuuuuuuuuuuuuunca süre kara bakmak.

Uzuuuuuuuuuuuuunca süre kara bakmak.

Muhtemelen çarpılacak olan ayraçlarımla bi anım olsun diye çektim bunu da işte.

Muhtemelen çarpılacak olan ayraçlarımla bi anım olsun diye çektim bunu da işte.

Fakat güven içinde hissediyor kendini zırhını çıkarmadıkça. Küçük bir boşluk bıraksa bedeninde kaplanmamış, yeryüzünün bütün okları yağacak. Gri bulutlar hiç eksilmiyor başından. Aşil’in yalnız topuğu vardı; onun koskocaman bir bedeni var. Savaş olmasa da ne gam. Uzun bir ömür için ağır bir hayatı göze alabilir pekala.